ADLARI
Latince Adı : Nerium oleander Linneaus
Türkçe Adı : Zakkum
Diğer Adları : Ağı ağacı, ağı çalısı, ağu, zıkkım, kan ağacı (2)
Yöresel Adları : Aşı ağacı, Aşı çalısı, Ağı çiçeği
İngilizce Adı : Oleander
SİSTEMATİK
Alem : Plantae
Bölüm : Magnoliophyta
Sınıf : Magnoliopsida
Takım : Gentianales
Familya : Apocynaceae
Cins : Nerium
Tür : Nerium oleander L.
MORFOLOJİ
Genel Görünüm :
Zakkum Akdeniz bölgesi ülkeleri ile Türkiye''''de sulak yerlerde, yabani olarak yetiştiği gibi süs bitkisi olarak park ve bahçelerde de yetiştirilir. Pembe çiçekli, kışın yapraklarını dökmeyen, 6 m''''ye kadar boylanabilen bir ağaççıktır. Yapraklar 10-15 cm uzunluk ve 2-3 cm genişiklikte, mızrak biçiminde, derimsi, üst yüzü koyu, alt yüzü ise açık yeşil renklidir.
Ortalama Boy : Küçük (3-7 m.)
Ortalama Genişlik : 4 metre
Yaprak : Herdem Yeşil
Çiçeklenme Zamanı : Bahar Sonu (Mayıs) Yaz Başı (Haziran) Yaz (Temmuz) Yaz Sonu (Ağustos) Sonbahar Başı (Eylül) Sonbahar (Ekim)
Çiçek Rengi : Beyaz Kırmızı Pembe
Kokusu : Çiçeği Kokulu Çiçeği Kokulu
Meyve : Folikül meyve 10-18 cm boyunda ve tohumlar 4 mm dir.
Rakım (En Düşük) : 0 m. Rakım (En Yüksek) : 800 m.
EKOLOJİ Işık : Güneş sever Işık sever nem sever
ÜRETİM Sulama : Su ihtiyacı yüksektir.
BİTKİ TANIMA
Bitki Yetişme Alanları : Akarsu kıyıları
Yaşam Süresi : Çok yıllık.
Toleransları : Sıcağa dayanıklı Aşırı yağışa dayanıklı Hava kirliliğine dayanıklı
Yarı gölgeye dayanıklı Taban suyuna dayanıklı Rüzgara dayanıklı Tuzluluğa dayanıklı
Toksik Özellikleri : Bütün bitki zehirlidir. Zehirlenme mide ve barsak bozuklukları, solunum güçlüğü ve nabız yavaşlaması gibi belirtiler ile ortaya çıkar. Kalp yetmezliği ölüme sebep olur. Bir gram kuru yaprak insanlarda tehlikeli zehirlenmeler yapar. bu bitkiyi yiyerek ölmüş hayvanların etleri de zehirlidir. Toksik etkili
Yetiştiği Şehirler : Adana, Adıyaman, Antalya, Aydın, Çanakkale, Denizli, Hatay, Manisa, Muğla, Mersin
Orman Alanı ve Orman Özelliği : Derelerin kenarlarında ve mevsimsel kuruyan su yataklarında.
Türkiye''de Doğal Yaşam Alanları : B1, C2, C3, C4, C5, C6, C7
Anavatanı, Kökeni ve Dünyada Doğal Yayılış Alanları : Akdeniz, Doğu Asya
KULLANIM
Tıbbi Kullanım : Bileşiminde oleandrin vardır. Dahilen idrar arttırıcı ve kalp kuvvetlendirici etkisi vardır. Tıbbi miktarın üzerinde alındığı zaman kalp yetmezliği, kusma ve ishal ile kendini gösteren ağır zehirlenmeler yapar. Tehlikeli bir drogtur. Dahilen ancak hekim kontrolu altında kullanılabilir. Haricen zeytinyağındaki maserasyonu cilde sürülür. Vücut parazitlerine karşı kullanılır.
Drog adı: Nerii folia / Zakkum yaprağı
Zehirli bitki. Yaprakları dahilen idrar arttırıcı ve kalp kuvvetlendirici olarak kullanılır. Haricen zeytin yağında elde edilen maserasyonu vücut parazitlerine (bilhassa uyuz) karşı kullanır. (1)
Uyarı : Tıbbi kullanım dozundan fazlası şiddetli zehirlenmelere yol açar.
Etnobotanik Bilgileri : Süs bitkisi olarak peyzajda kullanılır.
EK BİLGİLER
Kaynaklar : 1.Turhan Baytop. Türkiye’de Bitkiler İle Tedavi. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevi Yayınları. 1999
2.Turhan Baytop. Türkçe Bitki Adları Sözlüğü. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 2002
Tübives
Zehirli olduğu için çoğu insanın bahçesine dikmekte çekindiği bitkiler vardır. Aslında bu tip bitkilerin çiçekleri çok etkileyicidir. Datura, Açelya, Atatürk çiçeği ya da zakkum gibi. Bu konuda daimi yeşil görüntüsüyle yaz kış bahçeye renk veren zakkum’u (Nerium Oleander) tanıtmak istiyorum.

Bitki Apocynaceae ailesinden, anavatanı Güney Avrupa, Kuzey Afrika sahilleri ve Japonya’dır. Budanmadığı, serbest büyüdüğü zaman 5 metrelik dev çalı ya da ağaççık görüntüsü alabilir. Türkiye’de tüm ılıman bölgelerde yetişebilir. Kışın kısa süreli kar yağışına, dona dayanabilir (mümkünse kar yağmadan bitkiyi dağalmasın diye iple bağlayın, aşırı yağıştan dallar yere yatarsa da sakın elle kaldırmaya ya da suyla temizlemeye kalkmayın. Donmuş dal zorla kalkarken kırılıyor, Suyla yıkanıncada daha çok donuyor, siz şevkat göstermeyin!…). Böyle ortamlarda zakkum soğuktan etkilense bile ilkbaharda budanarak tekrar dipten sürmesi sağlanabilir. Kışlar aşırı soğuk geçen yerlerde bahçede saksıyla da yetişebildiği için cam seralarda saklanabilir.

Bitkinin zehirli olmasına, çeşitli önlemler alarak karşı koyabilirsiniz. Budanırken eldiven giymek, budananları acilen çöpe atmak, bitkiyi evden uzak alanlara dikmek gibi. Asla budanan dalları yakmayın, kokusu bile zehirlidir!. Çiçekleri yaz başında açmaya başlar. Gübrelendikçe ekim ayına kadar devam edebilir.
Zakkumlar aslında hafif rutubetli toprakları, yazın kurumuş dere yataklarını, aşırı güneşli alanları çok sever.
Yazın sulanmadığı takdirde ölmez ama fazla da gelişmez. Deniz kenarında bile denizden gelen suya dayanabilir. Benim tavsiyem, siz bu bitkiyi yazın sulayın. Miktar, ilkbahar’da fazla, çiçeklerinden sonra az olsun. Üretimi de çok kolay; çeliklemeyle ya da suda köklendirmeyle yapılıyor. Sabrınız varsa tohumdan da üretiliyor. Tohumlar sonbaharda ortaya çıkıyor.
Zakkumları akdeniz mimarisinde yol kenarında, duvarın ardına 60 santimde bir çit gibi dikmek ya da yollarda alt dalları budayıp ağaç şeklinde kullanmak, gelenek olmuş. Yalın katlı çiçekler çok uzun, katmerliler biraz daha kısa çiçek açtığı için karışık dikilebilir .

Genelde pembe olanların dışında kırmızı, bordo, beyaz ( Benim favorim bu. İstanbul’da ,en sıcakta hiç birşey olmadan açıp duruyor), sarı, somon çiçekliler ve ayrıca yaprakları sarı alacalı türleri de sonradan üretilmiştir. Bu alacalılar çiçeksiz dönemlerinde bile etkileyici oluyorlar. Önemli bir isteğide var bunların, biraz gölgeye bile dayanamıyorlar, kabak gibi hep güneşte kalacaklar, gölgede yapraklarındaki sarılar yemyeşil oluyor!. Üretimi kesilen dalların suda köklendirilmesiyle yapılabiliyor. Kolay ve zevkli.
Zakkumun tipik sivri uzun yaprakları sizi çok etkiledi ise, ev içinde yetişebilen benzer bir bitki var. İsmi Ficus alii (çiçeği yok!). Bakımı Ficus benjamina gibi ama bu tür biraz su seviyor…
Kur’an-ı Kerim’de zıkkımın kökü diye bahsedilen bitki zakkum değildir. Bu sebeple zakkum dikilmez diye batıl inanç bence çok yanlış. Sadece bitkinin yeşil bölümleri zehirli ve çiçeklerin kokusu yakınında oturursanız baş ağrısı yapabilirdiye yerini dikimde iyi seçin yeterlidir.
Kansere iyi geldiği de söylendi ama araştırmalar sonuçlanmadı. Bilinen o ki sadece düşük miktarda yapraklar su ile kaynatılınca, uyuz, bit, pire, kene gibi küçük parazitleri önleyen bir solüsyona dönüşürmüş. Denemedim, duydum, siz dikkatli davranın!.
Murat Pilevneli.
Antik çağlardan beri zehir zemberek bir geçmiş yakıştırılmış bu pembe beyaz çiçekli, hayata sımsıkı tutunan çalıya...
Ama söylenegeldiği gibi gerçekten bir cehennem çiçeği mi o?
Denize yakın yerlerde soluk alır. Dere yataklarında uyur. Yol kenarlarına çıkar gezinir. Eski medeniyetlerin yitik şehirlerinde saklanır. Büyük şehirlerde aniden ortaya çıkar. Tozlu bir patikada, köy kahvesinin bahçesinde, bir dağın yamacında, uçurumun kıyısında, bağın bahçenin arasında, tarlanın sınırında göründüğü de olur. Dalar gider toprağa nerede olursa… Sağlı sollu kilometre taşı olur yollar boyunca. Korkusu yoktur mevsimlerden, kışın yapraklarını yele sele bırakmaz. Yazları pembeden bir alev yakar çiçekleriyle en delisinden. Dokunanı yoktur bakanı çok. Adı ‘Zakkum’dur.
Dört mevsim yeşil kalan, beş metre yüksekliğe erişebilen, başı çok sıcak iklimlerde bile dimdik, zehir zemberek, zehir zıkkım bir ağaç.
ÇİÇEKLERİN ZÜMRÜDÜANKASI
Bittiği coğrafyaya göre Ağı çalışı, Ağı çiçeği, Ağı dalı, Avu, Ayan, Fattak, Zekkum, Zıkkım ağacı, Ağu ağacı, Zokum, Öleander, Laurier rose ya da bilimsel adıyla ‘Nerium Oleander’. Arap dilindeki adı ‘Şeceretü’z-zakkûm’, Türkçe ‘zokum’ olarak da telâffuz edilen zakkum (zıkkım), halk dilinde ‘çok acı, zehir zemberek’, ‘zehir zıkkım’ gibi birçok benzer deyimle günlük hayatımızda.
Antik çağdan bugüne farklı isimlerle yaşanan zehirli bir geçmişe rağmen masum, pembe ve beyaz çiçekli küçük bir çalı o. Ya da Batı’da, güney Portekiz’den başlayarak bütün Akdeniz sahilleri boyunca, Suriye’de, batı ve güney Anadolu’nun dere yataklarında tarifsiz ve uçuk kaçık kokusuyla aniden biten bir zambakgil. Susuzluğa dayanıklılığı, her tür toprakta yetişebilmesi, yansa bile küllerinden yeniden yeşermesiyle ünlü. Diğer Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de genellikle kendiliğinden yetişir. Sıcak iklimli coğrafyalarda park ve bahçelerin alımlı, bol çiçekli, gösterişli duruşu da kendiliğindendir. İklimin uygun olmadığı yerlerde seralara ekilir. Her şartta tutunur toprağa. Dallarına karşılıklı dizilmiş mızrak biçimli, kalın ve derimsi yaprakları kışın zor şartlarında bile eksik olmaz. Yaz aylarında sanki hiç solmadan ve dökülmeden açıp duran pembe beyaz çiçekleri tüylü başçıkları (çiçek tozu taşıyan bölüm), kalınlaşmış tepeciğe (çiçek tozu yakalayıcı bölüm) yapışıktır. Uzun kılıflar halinde kapsüle benzeyen zehirli meyvelerinin içinde çok sayıda tüylü tohum bulunur. Kim bilir belki de tohumlarının rüzgârla arkadaşlığı zakkumun kendiliğinden varolması için onu destekleyen şeydir. Yapraklarında reçine, tanen, glikoz, oleandrin adında bir glikozit de olan zakkum zehirleyici özelliğini bu glikozitten alır.
ZEHİR ZIKKIM BİR ÇİÇEK
Zakkum, “zıkkımın kökünü ye”, “ye de zıkkımlan”, “zıkkımın köküne kadar yolun var” deyimlerinin kaynağı olduğunu bilmeden sarar antik kentlerin etrafını. Su kenarlarını, dere yataklarını, dağ yamaçlarını, kurak toprakları, yolları, patikaları, gri şehir caddelerinde bitiverir. Zehrinden olmalı, ne solar dört mevsim yaprakları, ne de biri çıkıp çiçeğini koparır dalından. Akdeniz ülkelerinde bulunan pembe ve beyaz renkli katmerliler başta olmak üzere çiçekli türü dışında, birçok tropik türü de bulunur zakkumun. Tropikal türlerinin birçoğunun kokulu olduğunu, elde edilen hibridlerle literatürde tanınan 500 zakkum türü olduğunu, Fransız Milli Koleksiyonu’nda 230 kadar türünün bulunduğunu, dünyada zakkum için özel kulüp ve derneklerin kurulduğunu bilmeden zehir zemberek yaşar aramızda. Şehrin en işlek caddelerinde, refüjlerde çit görevini üstlenir. Sulanmasa da çiçek açarak taş bahçeli şehirleri canlandırır. Dört tarafı su adaların faytonları onun çiçekleriyle şenlenir. Sık dallarında haziranda açan ve bütün yaz dökülmeden duran çiçekleri defter aralarında kurutmak için değil göğse takıp “yaşıyorum” demek içindir. Ya zehriyle yitirilenler? İçindeki zehir acaba sadece öldürücü mü?
Zehirli olduğu eski çağlardan beri bilinen zakkumun zehrine dair mişli zaman kipiyle yazılacak birçok söylence var. Büyük İskender’in İran seferi sırasında, birçok atı, yenik düşüp geri çekilen düşman askerleri tarafından sulara atılan zakkum yapraklarından çıkan zehir nedeni ile ölmüş. Ateşte et pişirmek için zakkum dallarından şiş hazırlayan ve etleri bu şişlerde kızartan askerlerin de büyük kısmı bu savaşa katılamamış.
Zakkumun zehrinden zarar görmeyenler de var. Danaid cinsi kelebekler, zakkum özsuyunu emerek, özel hücrelerinde depo ederlermiş. Bu kelebekleri yiyen kuşlar, kusma, şiddetli ishal belirtileri gösterir ve bir daha aynı türden, aynı renkli kelebeklere saldırmazlarmış. Ortadoğu ülkelerinde yaşayan bir tür çekirge de zakkum özsuyunu emerek depolar ve tehlike anında bu zehri düşmanına püskürtürmüş.
Dünyaca zehirli olarak bilinen zakkumun zehrine dair söylenceler şifa hikâyelerine döner mi dönmez mi bilinmez. Ama iyon, dor, korent sütun başlı antik kentlerin, ‘zehir çiçeği’ zakkumun pembe çiçekleriyle yaşam bulduğu kesin. Çünkü o her engele karşı yaşama tutunuyor. O bir dere yatağında çiçeklerini alıp giden haris suya eğilirken cesur... Ona su veremeyen dağın başında taş bir eve can suyu verecek kadar cömert. Onu işaret alıp olduğu yerde yaşam başlatacak olana koşulsuz can yoldaşı.
Nasıl bir cehennem çiçeği bu böyle?
Yaşam bile “burada varım” diyor onun olduğu yerde!
http://www.thy.com/tr-CH/corporate/skylife/article.aspx?mkl=102