36 hafta

YEŞİL DÜNYA KAZ DAĞI

Geçmişten günümüze Troas (Biga yarımadası) bölgesinde, -yerleşme, coğrafi konum,
iklim, flora ve fauna, mitoloji, eko-sistem ve tarih içinde binlerce yıllık
kültürlerin oluşması ve çatışmalarıyla- Kaz Dağı çok önemli bir yer tutar.

Coğrafi Konum: Kaz Dağı, Güney Marmara Bölümü’nün batısında Biga Yarımadası’nın
güneyinde, Edremit Körfezi’nin kuzey kenarındadır.

Kaz Dağı, esas olarak, batıdan Tuzla Çayı ve Kara (Skamandros) Menderes Çayı,
kuzeyden Gönen Çayı tarafından çeşitli düzeylerde aşındırılarak şekillenmiş olan
Paleozoyik yaşlı eski bir masiftir (kütledir). Kaz Dağı, batıda Dede Dağı,
ortada esas Kaz Dağı ve üç tepesi (Kuzeyde Babadağ tepe, ortada Karataş tepe,
güneyde Sarıkız tepesi) doğuda Eybek Dağı, kuzey doğuda Gürgen Dağı ve
Kocakatran Dağı’ndan oluşan kütlenin adıdır (1)

Kaz Dağı; Kuzeybatı Anadolu’da, yer almakta olup, Marmara ve Ege bölgelerinin
doğal sınırını oluşturmaktadır. Ayrıca bu dağlar; Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve
İran-Turan flora bölgelerinin de kesişim alanında yer almaktadır.(2) Bu sınır,
Çanakkale ile Balıkesir ilinin de sınırını oluşturur. Kaz Dağı, Güney
Marmara’nın Uludağ’ dan sonra ikinci en yüksek dağıdır.(Karataş tepesi 1774 m.)


Adı Nereden Geliyor? Kaz Dağı’nın eski çağlarda ve mitolojideki adı “İda
Dağı”dır. Efsaneye göre; “İda” adını “İdaios”tan alır. “İda” adı, Anadolulu şair
Homeros’a göre “Bin pınarlı, çok pınarlı, hayvanı ve bitkisi bol olan yer”
demektir. (3)

Yunanlılar döneminde Kazdağı’na “İda-İlyeda” ve doruğuna da “Ayda”
denilmektedir. “Ayda” ilâhların ve ilâhelerin kutsal merkezidir.

Sarı Şaman dininden olan şimal Türklerinden Aktav Türkleri buraya gelip
yerleşince eski inançlarını Türk-İslâm perdesine bürüyerek “Ayda” doruğuna “Sarı
kız” ve asıl dağa da “Kaz-dağı”denir. “Kaz” kelimesi; bütün “Tahtacı” dediğimiz
Türkmenlerce kutsal sayılan bir hayvandır. Çember veya üçgen içine çapraz iki
kazayağı olarak işlenen, ilahi ve uğur getiren bu sembol; her Türkmen’in iş
elbisesinden mezarına kadar her yerde kullandığı bir simgedir. İşte bu nedenle
de İda Dağı’nın adı Kaz Dağı olmuştur. (4)

Kaz Dağı’nın adı; XIX. Yüzyıl Kal’a-i Sultaniye Salnameleri’nde, “Abdal
Dağları” olarak da “Bu ormanlardan başlıcaları Bergoz ve Karadağ ve Çataltepe ve
Abdal dağlarıdır… Abdal-ı mezkur Kaz dağıyla (Abdal adıyla geçen Kaz dağıyla)
Biga ormanları meyanında…” ifade edilmektedir. (Türkçe sözlük, Abdal=Eskiden
kimi gezgin dervişlere verilen san; Osmanlıca-Türkçe sözlük, -Arapça aslında
çoğul olan bu sözcük Türkçe’de tekil olarak kullanılır- ermişler, erenler,
tarikat ehli, gönlünü tanrıya adamış, dünya ile ilişkisini kesmiş kimse)


Yöremizin Türkleşmesi: 1231 yılında Anadolu Selçuklu Komutanı Yusuf Sinan
tarafından fethedilmesinden sonra gerçekleşmiştir. Ahmet Yesevi’ye bağlı Horasan
erenleri denilen Türkmen kocalarından Sarı Saltuk Baba, 1250’li yıllarda
Selçuklu Sultanı 2. İzzettin Keykavus’u takip ederek; İstanbul, Dobruca ve
Kırım’a gitmiştir. Keykavus’un ölümünden sonra Dobruca’ya dönen Sarı Saltuk Baba
orada 1281 yılında vefat edince, ona bağlı alevi Türkmenler, onun adamlarından
Ece Halil’in emrinde Biga Yarımadası’na geldiler. Bu yörede Karesi Bey
tarafından karşılanan Türkmenler, yeni kurulan Karesi Beyliği’nin emrine
girdiler. Beyliğin batısında en stratejik bölge olan İda dağı’na bu Şamanist
geleneklerini sürdüren Alevi Türkmenler yerleştiler. (5)

Osmanlı devleti, Gelibolu’da ilk tersanesini oluştururken, gemilerin ağaçları
Kaz Dağı’ndan sağlanıyordu. 1450’li yıllarda, Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un
fethi için kereste temin maksadıyla Çukurova’dan buraya tahtacı nakli istiyor.
Durhasan Dede’ye bağlı Tahtacılar da Kaz Dağı’na getirilip yerleştiriliyor.


Önemi: Kaz Dağı, yalnız hava, toprak ve su değildir. Geçmişten günümüze Biga
yarımadası’nın (Troas) gerek karasal, gerekse sucul eko-sisteminin en
vazgeçilmez unsurudur.

Kaz Dağı, doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından oldukça zengin bir
potansiyele sahiptir. Bu değerler Kaz Dağı kütlesinin tümüne dağılmış
durumdadır. Kaz Dağı; tarihsel, kültürel, ekolojik ve toplumsal mirasımızdır.


Kaz Dağı; yerüstü ve yeraltı su rezervleriyle, sıcak ve soğuk su
kaynaklarıyla, Biga yarımadası’nın hayat kaynağıdır.

Kaz Dağı; doğal bitki örtüsü olan ormanları, endemik türleri, gen kaynakları
ve koruma alanları ile bölgenin yaşam kaynağıdır. Dünyamızın en önemli ekolojik
bölgelerindendir.

Çevreyle uyumlu, doğal ve geleneksel sosyo-kültürel yaşamla içi içe geçen,
yöresel bitki örtüsünü ve yaban hayatını koruyan turizm alt yapı yatırımlarının
gerçekleştirilmesi eko-turizm için önemlidir.

Kaz Dağı, Horasan erenlerinden Sarı Saltuk Baba’nın ikametgahıdır. Bu
yöredeki Türkmenler için ibadet merkezidir.

Jeopolitik olarak; Ege ile Marmara Denizlerini birleştiren Çanakkale
Boğazı’nın Ege girişi ile çıkışını kontrol eder.

Su kaynakları: Akdeniz ve Ege denizinden gelen lodos rüzgarları Kaz dağı’na
her zaman yağış getirir. İşte bu nedenle yöre adeta su deposudur. Havran çayı,
Edremit çayı, Zeytinli çayı, Kızılkeçili çayı, Manastır deresi, Şahin deresi ve
mıhlı deresi Edremit körfezine dökülür. Kaz Dağı’nın kuzey yamaçlarından,
Yenice’den akmaya koyulan üç sudan en doğudaki Gönen (Homeros’un Aisopos suyu)
çayıdır; Erdek körfezine dökülür. Diğeri Kocabaş (Granikos) çayıdır ki, daha
batıdadır. (B. İskender, Anadolu’da bu çayın kıyılarında Perslere karşı ilk
savaşını verdi.) Bu çay gider, Karabiga’dan (Priyapos) denize kavuşur. En batıda
bulunan ve Bayramiç ve Ezine’den geçen Karamenderes (Skamandros) çayı, Troia
kenti ile Sigeum’un (kumtepe) yanından geçerek Çanakkale boğazı’ nın Ege’ye
açıldığı noktada denize kavuşur.

Kaz Dağı; ayrıca yer altı suları (Pınarbaşı, Subaşı, Evciler) ve
sıcak(termal) sular (Güre, Bostancı, Küçükçetmi, Külcüler, Tuzla,
Hıdırlar,..vb.) bakımından da çok zengindir.

Yerüstü ve yeraltı su kaynağı, Anadolulu şair Homeros’a göre “Bin pınarlı,
çok pınarlı, hayvanı ve bitkisi bol olan yer” kazdağı’dır. Son onbeş yıldır
ilimiz sınırları içinde içme ve sulama amaçlı bir çok gölet, rezarvuar ve baraj
yapılmaktadır. Bunları planlayanlar; yöre insanını sulu tarıma, hatta organik
tarıma geçirerek yöre insanının gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi
hedeflemektedirler. Bütün bu gölet ve barajların, kaynağı Kaz Dağı’dır.

İklim: Genel olarak, Türkiye’nin batı ve güney bölgelerinde, subtropikal
karaların batı bölümlerinde oluşan, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve
yağışlı büyük Akdeniz iklimi egemendir. Coğrafi olarak Akdeniz ile Karadeniz
iklimleri arasında bir geçiş özelliği taşıyan yöre iklimi, geleneksel
sınıflandırmaya göre yarı nemli Marmara geçiş iklimine girer. (6)

Bu nemli durum ve arızalı topografyası, dağda çok güçlü bir orman ve endemik
bitkiler karşımıza çıkarır ki; tarih boyunca hem halk tababeti, hem de gemi
yapımı için kereste gereksinmesini sağlar.

Flora ve Fauna: Kaz Dağı, Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan flora
bölgelerinin de kesişim alanında yer almaktadır. Doğu–batı istikameti uzantısı
içinde, Güney-kuzey cephelerinde farklı coğrafi özellikler, çok farklı flora ve
fauna karşımıza çıkar. flora ve fauna bakımından, Biga yarımadası’nın en zengin
alanıdır.

Akdeniz ikliminin hakim olduğu Çanakkale’de il alanının %54’ü orman alanları
ile kaplıdır. Ormanların ağaç türlerini başta Kazdağı Göknarı (endemik ) olmak
üzere kayın, karaçam, kızılçam, bodur ardıç ve adi porsuk oluşturur. Akdeniz
ikliminin kurak dönemi, ağaç topluluğu ortadan kalkmış alanlarla yeni ortam
örtüsünün gelişmesine olanak vermez. Bu nedenle orman alanı içinde ve çevresinde
yer yer maki toplulukları görülür. Kaz Dağı, Eğrikabaağaç, Katrandağı ve
Gürgendağı çevrelerindeki ormanlar oldukça bakirdir.

Kaz Dağı, endemik ve nadir bitki türlerini barındıran en önemli doğal yaşam
alanıdır. Bu alanlar aynı zamanda gen koruma ve yönetim alanlarıdır. Dünya
bankası katkılı Çalışmalar halen devam etmektedir. Kaz Dağı’ndaki bitki
örtüsünün zenginliği ve ormanların büyük alan kaplaması yaban hayatını da
güçlendirmektedir.

Tarım ve Ormancılık: Tarım, bölgedeki temel ekonomik etkinliktir. Kaz
Dağı’nın güney kesimi zeytincilik; kuzey kesimi bağ, bahçe ve sebzecilikle
önemli gelir kaynağı oluştururlar. Karasal habitatların başında ormanlar
gelmektedir. Kaz Dağı’nın alçak kesimlerinde görülen kestane, çınar, kızılçam,
karaçam, kayın ve göknar toplulukları zaman  zaman saf halde, ekseriyetle de
karışık görülmektedir. Kaz Dağı, ayrıca odun ve  Orman dışı tali ürünler
bakımından da zengindir.Beş bin yıldan beri Biga yarımadasında yaşayan halkın en
önemli geçim kaynağı tarım ve orman ürünleridir. Günümüzde Sadece Kaz Dağı’nın
su kaynaklarının korunamaması bile Biga yarımadası’ndaki tarımın ve yöre
halkının felaketi olacaktır.

Hayvancılık: Tarım sektöründe ikincil bir yere sahiptir. Bitkisel üretime
elverişli olmayan alanlarda halkın temel geçim kaynağıdır. Kaz Dağı’nın kuzey
kesiminde Yenice ve Bayramiç ilçelerinde Süt ve süt ürünleri önemli bir yer
tutar.

Su Ürünleri: Tatlı su balıkçılığı üretimi arasında alabalık ön plandadır.
Bayramiç, yenice, Çan ve Biga ilçelerinde yetiştiricilik yapılmaktadır.

Ulaşım: Kaz Dağı yöresine; Çanakkale’nin Bayramiç, Çan, Yenice ve Ayvacık
ilçeleri ile Evciler, Terzialan, Etili, Hamdibey, Kalkım ve Küçükkuyu
beldelerinden, Balıkesir’in Balya ve Edremit ilçesi ile Güre, Akçay ve Altınoluk
beldelerinden ulaşılabilir.

Ulaşım kolaylığı sayesinde güney kesimindeki; Edremit, Havran, Akçay,
Zeytinli, Güre, Altınoluk ve Küçükkuyu birer turizm beldesi olarak ünlenirken,
kuzey yamaçlarında bulunan; Yenice, Çan, Bayramiç ilçelerimiz ve bu ilçelere
bağlı beldelerimiz maalesef turizmdeki bu gelişmelerden nasibini alamamaktadır.
Bunun da ana gerekçesi, kara yolu ulaşım eksikliğidir. Atatürk döneminde
Cumhuriyetimizin 10. yıl simgelerinden olan ve elle yapılan 212 km.lik
Balıkesir-Balya-Yenice-Çan-Çanakkale kara yolu; bugünkü teknolojiyle; 1992
yılından beri bitirilemeyerek, Çanakkale’nin ve bu yörenin turizm yönünden
gelişmesine sekte vurmaktadır (7)

Milli Park: Kaz Dağı kütlesinin esas olarak Balıkesir il sınırları içinde
kalan güney yüzü, Zeytinli Çayı’ndan Altınoluk beldesinin batısına kadar olan
bölümü ile bu bölümün doruklara kadar olan yükseklikleri, 17.04.1993 tarih ve
21555 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 93/4243 sayılı Bakanlar Kurulu kararı
ile Milli Park kabul edilerek, koruma altına alınmıştır. (8)

Orman İşletme Müdürlüğü: Milli Park sınırları dışında kalan bütün alanlar;
Ayvacık, Bayramiç, Yenice ve Kalkım Orman İşletme Müdürlüklerinin kontrolu
altındadır.

Dağın bir yüzünün Milli park, diğer yüzünün Orman işletme Müdürlükleri’nde
olması bir çelişkidir. Biyo-çeşitlilik yönünden kuzey yüzünün, güney yüzünden
daha fazla olması, kuzey yüzünün önemini daha da artırmaktadır. Bu amaçla
yapılan ve yapılacak bilimsel çalışmalar artıkça önemi daha iyi anlaşılacak;
KTVKK tarafından koruma altına alma çalışmaları başlatılacaktır.

Kaz Dağı İle ilgili Mitoloji ve Efsaneler: Kaz dağına yönelik mitolojiler
oldukça fazladır. Tanrılar ve Tanrıçalar arasındaki ilişkiler ile İnsanlarla
Tanrı ve tanrıçalar arasındaki ilişkilerin geçtiği mekân; hep Kaz Dağı’dır.
Mitolojilerin ana kaynağı Homeros’tur. “Zeus ve Ganymede”; “Afrodit ve
Anchises”; “Güzellik yarışması”; en ünlülerindendir.

Zeus ve Ganymede; Erikhthonius’tan Tros doğdu. Troia kralı Tros’unda üç oğlu
oldu. İlos, Assarakos ve tanrılara denk Ganymedes. Adı “aydınlık, göz alıcı,
ışık saçan” anlamına gelen Ganymede’nin ölümlülerin en güzeli olduğu
belirtilmektedir.Büyüme çağında olan Ganymede, Troia yakınlarındaki İda dağının
eteklerinde babasının gemisini gözetlerken Zeus ona aşık olmuş ve bir kartala
dönüşerek Ganymede’yi Olimpos dağına kaçırmıştır. Ganymede, kutsal nektar dolu
altın kupayı sunmak üzere -sonsuza dek genç kalması için- Zeus tarafından
seçilmiş ve eski Yunan Olympia tanrıları -bir kutlama için- toplandıklarında
kutsal şarabı sunan kişi olmuştur. Kaçırılmasına karşılık olarak, kederli babası
kral Tros’a, Zeus tarafından bir ahır dolusu büyüleyici görünümlü atlar hediye
edilmiştir.

Afrodit ve Anchises; Anchises, Troia yakınlarında bulunan ve Dardanus
döneminden sonra Dardania adını alan bir bölgeden gelmektedir.Burası Samothrace
(Semadirek) adasını terk eden Dardanus tarafından yerleşilerek oluşturulmuştur.
Zeus, Afrodit’e ders vermesi için Afrodit’in Anchises’e aşık olmasını
sağlamıştır. Zeus, Afrodit’in kalbine o sıralarda bol su kaynakları olan İda
dağının sarp tepeleri arasında hayvan yetiştiriciliği yapan Anchises ile ilgili
bir heyecan ve arzu yerleştirmiş, Afrodit, onu görünce aşık olmuş, süslenip
giyinerek Kıbrıs adasını terk edip, İda dağına ulaşmıştır. Kendisinin ölümlü bir
kız olduğunu, Troia’ya onun eşi olmak üzere gönderildiğini söyleyerek ikna eden
ve onunla olan Afrodit, onu uykuya daldırarak tekrar ölümsüzlük durumuna
dönmüştür. Uyandığında bir tanrıça ile ilişkiye girdiğini anlayarak dehşete
düşen Anchises’i Afrodit rahatlatarak her şeyin iyi olacağını, ona Aeneas adında
bir oğul dünyaya getireceğini müjdelemiştir. (Troia’lı prens Aeneas, Roma
krallığını kuran kişi olarak kabul edilir.

Bu mitolojilere Kaz Dağı’ndan çıkan Skamandros’ta katılır. Homeros’a göre;
Skamandros,(Kara Menderes) yurtseverliği dolayısıyla, Akaların Troia’ya
saldırmasına öyle öfkelenir ki, bir keresinde köpüre kıza Akalara saldırıp,
karargahlarını basar. Ayrıca bu Skamandros suyunun bir başka özelliği de, içinde
yıkanan koyun, keçi ve başka hayvanların yün ve kıllarına parlaklık vermesidir
ki; Troia bakireleri de, gelinlik çağına gelince, düğünün arefesinde Skamandros
çayında yıkanırlar ve ona; “Ey Skamandros, kızlığım senin olsun” diye
bağırırlarmış. (9) Hatta; Kazdağları’nda Paris’in huzuruna çıkacak ve güzellik
kraliçesi seçilecek olan üç tanrıça da tenlerinin parlak olması için Skamandros
çayının sularında yıkanmışlardı. Paris’in bu seçimi, Troia’nın da sonu olur.

Troia’nın yıkılışından sonraki dönemler; sessizlik dönemidir. Türklerin
Anadolu’ya ayak basıp buralara gelmeleriyle yalnız İda dağı’nın adı değil,
efsaneler bile değişir.

Sarıkız’ın Öyküsü, bu da bir Türkmen söylencesi. Yörede; Kazdağı’nın
eteklerinde yaşanan bu efsanenin kahramanı olan Sarıkız’ın çok değişik
versiyonlarını Efsanelere tanıklık eden zeytin, karaçam ve Kazdağ göknarları
ağaçları arasında yaşamlarını sürdüren yöredeki kişilerden dinleyebilirsiniz.
Bir başka trajik kahraman olan ve Sutüven Şelalesi’nde boğulan Aşık olduğu kıza
kavuşmak için sırtında kocaman bir çuval tuzu dağa çıkaran Hasan’ın efsanesini
de (Meraklısı Sabahattin Ali’nin “Yeni Dünya” adlı hikaye kitabından
“Hasanboğuldu” öyküsünü okuyabilir.)duyabilirsiniz

Doğal, Tarihi ve kültürel değerler: İnsanlığın doğal ve kültürel evrensel
değeri, efsanelerin kutsal dağı İda Dağı’dır. Coğrafi bölge olarak Biga
Yarımadası’nı oluşturan İda Dağı, uygarlığın temellerinin kurulduğu TROİA’nın ev
sahibidir. Aristo’nun okulu Hümanizmin merkezi de İda Dağı’ndadır. Dağın etrafı
Troia başta olmak üzere; Adramitium, Antandros, Assos, Lemponia, Gargaria,
Kebrene, Skepsis.. gibi çok önemli antik yerleşimlerle çevrilidir. Bunlardan
Küçükkuyu-Adatepe (Gargaran Tepesi), tanrılarına kurbanlar sunmak üzere yapılmış
bulunan Zeus Sunağı’na ev sahipliği yapar. Ayvacık-Tuzla Köyü’nde bulunan Roma
köprüsü; 1366 yılında yapılmış olan Hüdavendigar Külliyesi, Çanakkale ve
yöresindeki ilk ve orta devir eserlerinden, kitabesi olan önemli bir eserdir.
Hüdavendigar Camii halen kullanılmaktadır. Bayramiç’teki Hadimoğlu Etnografya
Müzesi, yapılacak restorasyonla yöre yaşamını gözler önüne serecektir. Ayrıca
1357-1365 yıllarında yapıldığı düşünülen Hacı Bali Camii ve 1792 tarihinde
yaptırılan Camii- Cedid (Karşıyaka Camii) ile Taş köprü görülmeğe değer
eserlerdir. Evciler-Ayazma yakınlarındaki Serhat Köyündeki özel müze ve
çınarlar; Yenice İlçesindeki Etnografya müzesi, Pazarköy’deki Mültezim Konağı,
Yenice-Hamdibey’de Kuvâ-yi Mîlliye Kahramanı Köprülülü Hamdi Bey’in heykeli
görülmeğe değer yerlerdir. UNESCO’ dan özel ödül almış, Türkmen kültürünün iş
aletlerinden giysilerine, çadırlarından ev gereçlerine kadar yüzlerce ürünün
sergilendiği Tahtakuşlar Etnografya Müzesi emekli öğretmen Alibey Kudar
tarafından kurulmuştur.

Kaz Dağı’nda halen geleneksel dokularını hiç bozmadan yaşantılarını devam
ettiren Türkmen köylüleri, her sene Ağustos Ayı’nın son onbeş günü Sarıkız
tepe’de geleneksel Sarıkız şenliklerinin yöresel kıyafet ve adetlerine uygun
olarak yayla yaşantısında çadırlar kurarak, “Sarıkız Şenlikleri” olarak
kutlamaktadırlar.

Afrodit’in güzel seçildiği, tarihte bilinen ilk güzellik yarışmasının
yapıldığı Ayazma’da halen her yıl Ağustos ayında bu gelenek devam ettirilip Kaz
Dağı Güzeli seçilmektedir.

Kaz Dağı; Bayramiç’te Ayazma, Çandır, Muhteşem Süleyman, Dalak suyu, Güre’de
Pınarbaşı gibi ören yerleri ile Şahindere Kanyonu, Hasanboğuldu, Sutüven
Göletleri ve su kaynakları gibi doğal güzellikleri, taş evleri ile dikkat çeken
köyleri, tepe noktalardaki orman gözetleme kulelerinin yer aldığı manzara
noktaları, şifalı suları, kaplıcaları, Sarıkız Şenlikleri ile dikkat çeken
Sarıkız Tepesi gibi daha bir çok zenginliklere sahiptir.

Kaz Dağı’nın sorunları: 1-Çan Termik Santralı; 2-Zengin maden yataklarının
yaratacağı olumsuzluklar; 3- Ulaşım sorunları; 4-Plansız yapılaşma, 5-Alt yapı
eksikliği; 6- Küresel ısınmayla ortaya çıkabilecek sorunlar; 7-Meteorolojik
ölçümlerin yapılmayışına bağlı olarak veri tabanı oluşturulamamasıdır.

Sorunların bir başka boyutu; küresel ısınmaya da gerek kalmadan yaşanacak
olandır. O da Kaz Dağı’ndaki madenlerin çıkarılmaya başlanmasıyla oluşacaktır.
Felaketin ilki madenlerin çıkarıldığı bölgede oluşacak erozyondur. Genelde
engebeli bir yapıya sahip olunan bu topraklarda doğal bitki örtüsü bozulduğunda
erozyon hızla kendini göstermektedir. Bu durum da gölet ve barajların kullanım
sürelerinden önce dolması gündeme taşınacaktır.

Diğer bir sorun; Madenlerin çıkarıldığı bu bölgede kullanılacak kimyasallarla
ya da kül barajlarına bırakılan ve aktif hale gelmiş partiküller ve ağır
metallerle; yer altı ve yüzey sularının kirlenmesiyle yaşanacak olandır. Suların
kirlenmesi ise, bölge tarımının ve halkının sonunu hazırlayacaktır. Geleceği
planlamakla yükümlü olan merkezi ve yerel yönetimler, akademisyenler ve doğaya
duyarlı olan herkese düşen görevler olduğunu unutmayalım.

Küresel ısınmanın yereldeki olasılıklarını göz önüne alırsak, bence yöremizle
ilgili üç önemli konu üzerinde titizlikle durmalıyız: 1- Mevcut su kaynaklarını
ve rezervlerini korumak ve iktisatlı kullanmak. 2- kıyı şeridinde ve
deltalardaki tarım alanlarının kaybedilmesi sonucu iç kesimlerdeki mevcut
toprakları korumak. 3-Ormanlarımızı korumak ve yangına duyarlı ağaç türlerinden
vazgeçmek;

Çanakkale’nin vizyonu tarım ve tarıma dayalı sanayi olarak çizilmiştir.
Yalnız bugünü değil, küresel ısınmayla beraber önümüzdeki elli yılı düşünmek ve
gelecek kuşakların yaşamlarını planlamak zorunda olduğumuzu unutmamalıyız. Bugün
için yeterli görülen kaynaklar, sürdürülebilirlik ilkesi göz önünde
bulundurulmadan tüketilmesiyle gelecek kuşakların da bu topraklardaki yaşam
haklarının ellerinden alınacağını unutmamalıyız.

Eko-Turizm: Çevrede geri dönüşü olmayan bozulmalara ana neden olarak
endüstrileşme gösterilmektedir. Kırsal ya da kentsel alanlarda turizm ile ilgili
planlama yaparken doğal yapıyı bozmamak, gelecek nesillerinde bu alanlardan
yararlanmasını bilmeyi amaç edinmek ve sürdürülebilirlik ilkesinden uzaklaşmamak
gerekmektedir.

Çanakkale’nin sahip olduğu doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleri göz önünde
bulundurduğumuzda, Türkiye’nin bir çok cennet köşesi gibi bu kentin de
eko-turizme ilgi duyanlar için eşsiz bir potansiyel olduğu göze çarpmaktadır.
Bunların başında da Kaz Dağı gelmektedir. Tüm bunların yanında eko-turizmde
kullanılan ana kaynak, doğal ve korunacak alanlar içerisinde olduğundan, bu
alanlardaki planlamanın iyi yapılmaması halinde ortaya çıkan bozulma, kitle
turizminin getirdiği olumsuz etkilerden daha büyük olabilmektedir.

Oksijen yönünden dünyanın en zengin bölgeleri arasında bulunan Bayramiç ve
Yenice yöresine yapılacak spor kompleksleriyle, gerek ulusal, gerekse
uluslararası takımların kamp yapmaları sağlanabilir.

Sonuç ve Öneriler: Kaz Dağı, 5000 yıllık geçmişi içinde bu bölgenin “altın
yumurtlayan tavuğu” olmuştur. Altına tamah uğruna bu tavuğu kesmemek gerekir. Bu
nedenle burada yapılacak bütün çalışmalarda sürdürülebilirlik ilkesi daima ön
planda tutulmalıdır.

Kaz Dağı; Güneyi, kuzeyi, doğusu, batısı ile bir bütün olarak düşünülmeli,
Çanakkale ve Balıkesir İlleri merkezi yönetimleri ve Kaz dağı çevresindeki yerel
yönetimler arasında işbirliği yapılmalıdır. Bu işbirliği; bilimsel anlamda da
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile Balıkesir Üniversitesi ve Kaz Dağı’na
yönelik çalışma yapan bilim insanlarını da arasına alarak gerçekleştirilmelidir.
Yapılacak ortak toplantılarla; sürdürülebilirlik kapsamında, “Doğal çevre,
tarihi ve kültürel çevreyle bir bütündür.” anlayışıyla, bölgede açılacak yaz
okulları ve kampları ile yapılacak çevre eğitimi, bilimsel araştırma, korunan ve
korunması gereken alanların tespiti, planlama ve yönetimde birliktelik,
Eko-turizmin geliştirilmesi için ortak projelerin yapılması ve yaşama
geçirilmesi ön koşul olmalıdır.

Kaz Dağı çevresindeki kırsal alandaki otantik orman köyleri tespit edilip;
burada yaşayan halkın turizm destekli aktiviteler konusunda eğitilmesi.
desteklenmesi ve köylerde ev pansiyonculuğunun geliştirilmesi, sürdürülebilir
bir yöntem olarak ele alınmalıdır. Ayrıca bu köylerde; organik tarım ağırlıklı
çiftlik turizmi aktiviteleri de yapılabilir.

Eko-turizmde Bir Uygulama modeli:

Çanakkale’de 2004 yılının ekim ayında basında çıkan bazı yazılar üzerine; Kaz
Dağı’na yönelik oluşabilecek olumsuzluklara karşı oluşturulan Troia-İda
platformu; (Kentteki bütün çevre ve toplumsal konularla ilgili dernekler; ki
sayıları yirmi civarındadır. Uzantısı içinde Edremit körfez’inde ve Bergama’daki
çevre dernekleri ve İzmir Çevre Avukatları’na kadar uzanan bir organizasyon)
öncelikle 2004 Kasım’ında Çanakkale’de bir panel düzenledi. İkinci Panel,
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin değerli bilim insanlarıyla birlikte 21
Mart 2005 tarihinde Dünya Ormancılık Günü etkinliği çerçevesinde Bayramiç’te
gerçekleştirildi.

Bu çabanın uzantısı olarak; Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Bayramiç
Belediyesi, Bayramiç orman İşletme Müdürlüğü ve Troia-İda Platformu ile
işbirliği yaparak uzun süredir hayata geçirmek için uğraş verdiğimiz “Kazdağları
Çevre Eğitim Kursu”nu planladık. Bu kurs, bu yöre için bir ilktir.

Kaz Dağı’nın gelecekte karşı karşıya kalabileceği olumsuzlukları önleyebilmek
için, yaşamsal derecede önemli olan kaynak değerlerinin bilimsel bir yaklaşım
ile araştırılıp ortaya çıkarılması gerekmektedir. Söz konusu eksikliğin
giderilmesi amacı ile 20-22 Eylül 2001 yılında, TMMOB Orman Mühendisleri
Odası’nca Edremit Altınoluk’ta “Kazdağları I. Ulusal Sempozyumu” düzenlendi ve
ikinci Sempozyumun da Çanakkale Merkezinde yapılması kararlaştırıldı.

Bu bağlamda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), Çanakkale Belediye
Başkanlığı, Balıkesir Üniversitesi, Tübitak ve Çanakkale Bilim Sanat ve Kültür
Etkinlikleri Derneği ile Troia–İda Platformu’nca “II. Ulusal Kazdağları
Sempozyumu” 23-25 Haziran 2006 tarihinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
(ÇOMÜ) Troia Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Üniversitemizin hızlı bir
şekilde gelişmesi, Kaz Dağı’na yönelik yapılan ve yapılacak bilimsel toplantılar
ve araştırmalara ve arkeolojik çalışmalara öncelik vermesi; uluslararası
üniversitelerle yoğun işbirliği içinde olması, bunları teknik gezilerle
zenginleştirmesi kentimizde kongre turizminin gelişmesinde önemli rol
oynayacaktır.

Çevre ve toplumsal konularla ilgili kamu kuruluşları ile sivil toplum
örgütleri, aralarında eko-turizm aktivitelerini gerçekleştirecek bir sistem
oluşturmalıdırlar. Sonuç olarak sürdürülebilirliği denetleyici ve eko-turizmi
destekleyici bir ortak-üst örgüt ya da bir merkez kurulmalıdır.

Bütün bu
süreçte amacımız; öncelikle Üniversitemizin yapacağı bilimsel araştırmalarla bir
merkezden Kaz Dağı’nın çok yönlü incelenmesini sağlamak, değerlerini tespit
etmektir. Ayrıca yöreyi eko-turizme açmak ve halkımıza Biga Yarımadası’nın
(Troas) eko-sistem komplekslerinin bir bölümünü oluşturan Kaz Dağı’nın (ida)
kültürel, çevresel ve ekonomik değerlerini tanıtmak, korunması için ortak çaba
harcamaktır.
Kendimizden sonraki kuşakların Suyu, toprağı, ormanları ve
havası korunmuş bir Çanakkale’de yaşaması dileğiyle.


Kaynak : www.haberanaliz.net

YORUMLAR

arifenisaksoy@hotmail.com  { 20 Ocak 2010, Çarşamba }
Tek kelime ile mükemmel!!
teşekkürler


YORUM YAZIN

Ad-Soyad:
E-Posta:
Mesaj:
Güvenlik Kodu:

KÖŞE YAZILARI
Dünyanın En Hızlı Gelişen Ağacı
FORUMLARDAN
 SEKTÖR REHBERİ

      » Gelişmiş Arama

BÜYÜKŞEHİR PEYZAJ İLAÇLAMA
Peyzaj Proje & Uygulama
hobiciaydin
Fidan Üretici Ve Satıcılar (meyve)
çiçekpark fidancılık ve peyzaj
Peyzaj Proje & Uygulama
CÖMERT ÇİÇEKÇİLİK
Çiçek & Çiçek Fidesi Satıcılar
yanikoğlu ticaret
Fidan Üretici Ve Satıcılar (genel Ağaçlandırma)
kayhan fidancilik
Çiçek & Çiçek Fidesi Üreticileri
belediye
Peyzaj Proje & Uygulama
Bahçeköy Orman İşletmesi
Fidan Üretici Ve Satıcılar (özel Peyzaj)

© 2008 36Hafta.com / Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.

Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ.

www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com

 web statistics
View My Stats