![]() |
|
YEŞİL DÜNYA KAZ DAĞIGeçmişten günümüze Troas (Biga yarımadası) bölgesinde, -yerleşme, coğrafi konum,iklim, flora ve fauna, mitoloji, eko-sistem ve tarih içinde binlerce yıllık kültürlerin oluşması ve çatışmalarıyla- Kaz Dağı çok önemli bir yer tutar. ![]() güneyinde, Edremit Körfezi’nin kuzey kenarındadır. Kaz Dağı, esas olarak, batıdan Tuzla Çayı ve Kara (Skamandros) Menderes Çayı, doğal sınırını oluşturmaktadır. Ayrıca bu dağlar; Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan flora bölgelerinin de kesişim alanında yer almaktadır.(2) Bu sınır, Çanakkale ile Balıkesir ilinin de sınırını oluşturur. Kaz Dağı, Güney Marmara’nın Uludağ’ dan sonra ikinci en yüksek dağıdır.(Karataş tepesi 1774 m.) Adı Nereden Geliyor? Kaz Dağı’nın eski çağlarda ve mitolojideki adı “İda denilmektedir. “Ayda” ilâhların ve ilâhelerin kutsal merkezidir. Sarı Şaman dininden olan şimal Türklerinden Aktav Türkleri buraya gelip Dağları” olarak da “Bu ormanlardan başlıcaları Bergoz ve Karadağ ve Çataltepe ve Abdal dağlarıdır… Abdal-ı mezkur Kaz dağıyla (Abdal adıyla geçen Kaz dağıyla) Biga ormanları meyanında…” ifade edilmektedir. (Türkçe sözlük, Abdal=Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen san; Osmanlıca-Türkçe sözlük, -Arapça aslında çoğul olan bu sözcük Türkçe’de tekil olarak kullanılır- ermişler, erenler, tarikat ehli, gönlünü tanrıya adamış, dünya ile ilişkisini kesmiş kimse) Yöremizin Türkleşmesi: 1231 yılında Anadolu Selçuklu Komutanı Yusuf Sinan Kaz Dağı’ndan sağlanıyordu. 1450’li yıllarda, Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethi için kereste temin maksadıyla Çukurova’dan buraya tahtacı nakli istiyor. Durhasan Dede’ye bağlı Tahtacılar da Kaz Dağı’na getirilip yerleştiriliyor. Önemi: Kaz Dağı, yalnız hava, toprak ve su değildir. Geçmişten günümüze Biga potansiyele sahiptir. Bu değerler Kaz Dağı kütlesinin tümüne dağılmış durumdadır. Kaz Dağı; tarihsel, kültürel, ekolojik ve toplumsal mirasımızdır. Kaz Dağı; yerüstü ve yeraltı su rezervleriyle, sıcak ve soğuk su ve koruma alanları ile bölgenin yaşam kaynağıdır. Dünyamızın en önemli ekolojik bölgelerindendir. Çevreyle uyumlu, doğal ve geleneksel sosyo-kültürel yaşamla içi içe geçen, yöredeki Türkmenler için ibadet merkezidir. Jeopolitik olarak; Ege ile Marmara Denizlerini birleştiren Çanakkale her zaman yağış getirir. İşte bu nedenle yöre adeta su deposudur. Havran çayı, Edremit çayı, Zeytinli çayı, Kızılkeçili çayı, Manastır deresi, Şahin deresi ve mıhlı deresi Edremit körfezine dökülür. Kaz Dağı’nın kuzey yamaçlarından, Yenice’den akmaya koyulan üç sudan en doğudaki Gönen (Homeros’un Aisopos suyu) çayıdır; Erdek körfezine dökülür. Diğeri Kocabaş (Granikos) çayıdır ki, daha batıdadır. (B. İskender, Anadolu’da bu çayın kıyılarında Perslere karşı ilk savaşını verdi.) Bu çay gider, Karabiga’dan (Priyapos) denize kavuşur. En batıda bulunan ve Bayramiç ve Ezine’den geçen Karamenderes (Skamandros) çayı, Troia kenti ile Sigeum’un (kumtepe) yanından geçerek Çanakkale boğazı’ nın Ege’ye açıldığı noktada denize kavuşur. Kaz Dağı; ayrıca yer altı suları (Pınarbaşı, Subaşı, Evciler) ve çok pınarlı, hayvanı ve bitkisi bol olan yer” kazdağı’dır. Son onbeş yıldır ilimiz sınırları içinde içme ve sulama amaçlı bir çok gölet, rezarvuar ve baraj yapılmaktadır. Bunları planlayanlar; yöre insanını sulu tarıma, hatta organik tarıma geçirerek yöre insanının gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi hedeflemektedirler. Bütün bu gölet ve barajların, kaynağı Kaz Dağı’dır. İklim: Genel olarak, Türkiye’nin batı ve güney bölgelerinde, subtropikal bitkiler karşımıza çıkarır ki; tarih boyunca hem halk tababeti, hem de gemi yapımı için kereste gereksinmesini sağlar. Flora ve Fauna: Kaz Dağı, Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan flora ile kaplıdır. Ormanların ağaç türlerini başta Kazdağı Göknarı (endemik ) olmak üzere kayın, karaçam, kızılçam, bodur ardıç ve adi porsuk oluşturur. Akdeniz ikliminin kurak dönemi, ağaç topluluğu ortadan kalkmış alanlarla yeni ortam örtüsünün gelişmesine olanak vermez. Bu nedenle orman alanı içinde ve çevresinde yer yer maki toplulukları görülür. Kaz Dağı, Eğrikabaağaç, Katrandağı ve Gürgendağı çevrelerindeki ormanlar oldukça bakirdir. Kaz Dağı, endemik ve nadir bitki türlerini barındıran en önemli doğal yaşam Dağı’nın güney kesimi zeytincilik; kuzey kesimi bağ, bahçe ve sebzecilikle önemli gelir kaynağı oluştururlar. Karasal habitatların başında ormanlar gelmektedir. Kaz Dağı’nın alçak kesimlerinde görülen kestane, çınar, kızılçam, karaçam, kayın ve göknar toplulukları zaman zaman saf halde, ekseriyetle de karışık görülmektedir. Kaz Dağı, ayrıca odun ve Orman dışı tali ürünler bakımından da zengindir.Beş bin yıldan beri Biga yarımadasında yaşayan halkın en önemli geçim kaynağı tarım ve orman ürünleridir. Günümüzde Sadece Kaz Dağı’nın su kaynaklarının korunamaması bile Biga yarımadası’ndaki tarımın ve yöre halkının felaketi olacaktır. Hayvancılık: Tarım sektöründe ikincil bir yere sahiptir. Bitkisel üretime Bayramiç, yenice, Çan ve Biga ilçelerinde yetiştiricilik yapılmaktadır. Ulaşım: Kaz Dağı yöresine; Çanakkale’nin Bayramiç, Çan, Yenice ve Ayvacık Zeytinli, Güre, Altınoluk ve Küçükkuyu birer turizm beldesi olarak ünlenirken, kuzey yamaçlarında bulunan; Yenice, Çan, Bayramiç ilçelerimiz ve bu ilçelere bağlı beldelerimiz maalesef turizmdeki bu gelişmelerden nasibini alamamaktadır. Bunun da ana gerekçesi, kara yolu ulaşım eksikliğidir. Atatürk döneminde Cumhuriyetimizin 10. yıl simgelerinden olan ve elle yapılan 212 km.lik Balıkesir-Balya-Yenice-Çan-Çanakkale kara yolu; bugünkü teknolojiyle; 1992 yılından beri bitirilemeyerek, Çanakkale’nin ve bu yörenin turizm yönünden gelişmesine sekte vurmaktadır (7) Milli Park: Kaz Dağı kütlesinin esas olarak Balıkesir il sınırları içinde Ayvacık, Bayramiç, Yenice ve Kalkım Orman İşletme Müdürlüklerinin kontrolu altındadır. Dağın bir yüzünün Milli park, diğer yüzünün Orman işletme Müdürlükleri’nde oldukça fazladır. Tanrılar ve Tanrıçalar arasındaki ilişkiler ile İnsanlarla Tanrı ve tanrıçalar arasındaki ilişkilerin geçtiği mekân; hep Kaz Dağı’dır. Mitolojilerin ana kaynağı Homeros’tur. “Zeus ve Ganymede”; “Afrodit ve Anchises”; “Güzellik yarışması”; en ünlülerindendir. Zeus ve Ganymede; Erikhthonius’tan Tros doğdu. Troia kralı Tros’unda üç oğlu döneminden sonra Dardania adını alan bir bölgeden gelmektedir.Burası Samothrace (Semadirek) adasını terk eden Dardanus tarafından yerleşilerek oluşturulmuştur. Zeus, Afrodit’e ders vermesi için Afrodit’in Anchises’e aşık olmasını sağlamıştır. Zeus, Afrodit’in kalbine o sıralarda bol su kaynakları olan İda dağının sarp tepeleri arasında hayvan yetiştiriciliği yapan Anchises ile ilgili bir heyecan ve arzu yerleştirmiş, Afrodit, onu görünce aşık olmuş, süslenip giyinerek Kıbrıs adasını terk edip, İda dağına ulaşmıştır. Kendisinin ölümlü bir kız olduğunu, Troia’ya onun eşi olmak üzere gönderildiğini söyleyerek ikna eden ve onunla olan Afrodit, onu uykuya daldırarak tekrar ölümsüzlük durumuna dönmüştür. Uyandığında bir tanrıça ile ilişkiye girdiğini anlayarak dehşete düşen Anchises’i Afrodit rahatlatarak her şeyin iyi olacağını, ona Aeneas adında bir oğul dünyaya getireceğini müjdelemiştir. (Troia’lı prens Aeneas, Roma krallığını kuran kişi olarak kabul edilir. Bu mitolojilere Kaz Dağı’ndan çıkan Skamandros’ta katılır. Homeros’a göre; Anadolu’ya ayak basıp buralara gelmeleriyle yalnız İda dağı’nın adı değil, efsaneler bile değişir. Sarıkız’ın Öyküsü, bu da bir Türkmen söylencesi. Yörede; Kazdağı’nın değeri, efsanelerin kutsal dağı İda Dağı’dır. Coğrafi bölge olarak Biga Yarımadası’nı oluşturan İda Dağı, uygarlığın temellerinin kurulduğu TROİA’nın ev sahibidir. Aristo’nun okulu Hümanizmin merkezi de İda Dağı’ndadır. Dağın etrafı Troia başta olmak üzere; Adramitium, Antandros, Assos, Lemponia, Gargaria, Kebrene, Skepsis.. gibi çok önemli antik yerleşimlerle çevrilidir. Bunlardan Küçükkuyu-Adatepe (Gargaran Tepesi), tanrılarına kurbanlar sunmak üzere yapılmış bulunan Zeus Sunağı’na ev sahipliği yapar. Ayvacık-Tuzla Köyü’nde bulunan Roma köprüsü; 1366 yılında yapılmış olan Hüdavendigar Külliyesi, Çanakkale ve yöresindeki ilk ve orta devir eserlerinden, kitabesi olan önemli bir eserdir. Hüdavendigar Camii halen kullanılmaktadır. Bayramiç’teki Hadimoğlu Etnografya Müzesi, yapılacak restorasyonla yöre yaşamını gözler önüne serecektir. Ayrıca 1357-1365 yıllarında yapıldığı düşünülen Hacı Bali Camii ve 1792 tarihinde yaptırılan Camii- Cedid (Karşıyaka Camii) ile Taş köprü görülmeğe değer eserlerdir. Evciler-Ayazma yakınlarındaki Serhat Köyündeki özel müze ve çınarlar; Yenice İlçesindeki Etnografya müzesi, Pazarköy’deki Mültezim Konağı, Yenice-Hamdibey’de Kuvâ-yi Mîlliye Kahramanı Köprülülü Hamdi Bey’in heykeli görülmeğe değer yerlerdir. UNESCO’ dan özel ödül almış, Türkmen kültürünün iş aletlerinden giysilerine, çadırlarından ev gereçlerine kadar yüzlerce ürünün sergilendiği Tahtakuşlar Etnografya Müzesi emekli öğretmen Alibey Kudar tarafından kurulmuştur. Kaz Dağı’nda halen geleneksel dokularını hiç bozmadan yaşantılarını devam yapıldığı Ayazma’da halen her yıl Ağustos ayında bu gelenek devam ettirilip Kaz Dağı Güzeli seçilmektedir. Kaz Dağı; Bayramiç’te Ayazma, Çandır, Muhteşem Süleyman, Dalak suyu, Güre’de yaratacağı olumsuzluklar; 3- Ulaşım sorunları; 4-Plansız yapılaşma, 5-Alt yapı eksikliği; 6- Küresel ısınmayla ortaya çıkabilecek sorunlar; 7-Meteorolojik ölçümlerin yapılmayışına bağlı olarak veri tabanı oluşturulamamasıdır. Sorunların bir başka boyutu; küresel ısınmaya da gerek kalmadan yaşanacak ya da kül barajlarına bırakılan ve aktif hale gelmiş partiküller ve ağır metallerle; yer altı ve yüzey sularının kirlenmesiyle yaşanacak olandır. Suların kirlenmesi ise, bölge tarımının ve halkının sonunu hazırlayacaktır. Geleceği planlamakla yükümlü olan merkezi ve yerel yönetimler, akademisyenler ve doğaya duyarlı olan herkese düşen görevler olduğunu unutmayalım. Küresel ısınmanın yereldeki olasılıklarını göz önüne alırsak, bence yöremizle Yalnız bugünü değil, küresel ısınmayla beraber önümüzdeki elli yılı düşünmek ve gelecek kuşakların yaşamlarını planlamak zorunda olduğumuzu unutmamalıyız. Bugün için yeterli görülen kaynaklar, sürdürülebilirlik ilkesi göz önünde bulundurulmadan tüketilmesiyle gelecek kuşakların da bu topraklardaki yaşam haklarının ellerinden alınacağını unutmamalıyız. Eko-Turizm: Çevrede geri dönüşü olmayan bozulmalara ana neden olarak bulundurduğumuzda, Türkiye’nin bir çok cennet köşesi gibi bu kentin de eko-turizme ilgi duyanlar için eşsiz bir potansiyel olduğu göze çarpmaktadır. Bunların başında da Kaz Dağı gelmektedir. Tüm bunların yanında eko-turizmde kullanılan ana kaynak, doğal ve korunacak alanlar içerisinde olduğundan, bu alanlardaki planlamanın iyi yapılmaması halinde ortaya çıkan bozulma, kitle turizminin getirdiği olumsuz etkilerden daha büyük olabilmektedir. Oksijen yönünden dünyanın en zengin bölgeleri arasında bulunan Bayramiç ve yumurtlayan tavuğu” olmuştur. Altına tamah uğruna bu tavuğu kesmemek gerekir. Bu nedenle burada yapılacak bütün çalışmalarda sürdürülebilirlik ilkesi daima ön planda tutulmalıdır. Kaz Dağı; Güneyi, kuzeyi, doğusu, batısı ile bir bütün olarak düşünülmeli, burada yaşayan halkın turizm destekli aktiviteler konusunda eğitilmesi. desteklenmesi ve köylerde ev pansiyonculuğunun geliştirilmesi, sürdürülebilir bir yöntem olarak ele alınmalıdır. Ayrıca bu köylerde; organik tarım ağırlıklı çiftlik turizmi aktiviteleri de yapılabilir. Eko-turizmde Bir Uygulama modeli: Çanakkale’de 2004 yılının ekim ayında basında çıkan bazı yazılar üzerine; KazDağı’na yönelik oluşabilecek olumsuzluklara karşı oluşturulan Troia-İda platformu; (Kentteki bütün çevre ve toplumsal konularla ilgili dernekler; ki sayıları yirmi civarındadır. Uzantısı içinde Edremit körfez’inde ve Bergama’daki çevre dernekleri ve İzmir Çevre Avukatları’na kadar uzanan bir organizasyon) öncelikle 2004 Kasım’ında Çanakkale’de bir panel düzenledi. İkinci Panel, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin değerli bilim insanlarıyla birlikte 21 Mart 2005 tarihinde Dünya Ormancılık Günü etkinliği çerçevesinde Bayramiç’te gerçekleştirildi. Bu çabanın uzantısı olarak; Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Bayramiç için, yaşamsal derecede önemli olan kaynak değerlerinin bilimsel bir yaklaşım ile araştırılıp ortaya çıkarılması gerekmektedir. Söz konusu eksikliğin giderilmesi amacı ile 20-22 Eylül 2001 yılında, TMMOB Orman Mühendisleri Odası’nca Edremit Altınoluk’ta “Kazdağları I. Ulusal Sempozyumu” düzenlendi ve ikinci Sempozyumun da Çanakkale Merkezinde yapılması kararlaştırıldı. Bu bağlamda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), Çanakkale Belediye örgütleri, aralarında eko-turizm aktivitelerini gerçekleştirecek bir sistem oluşturmalıdırlar. Sonuç olarak sürdürülebilirliği denetleyici ve eko-turizmi destekleyici bir ortak-üst örgüt ya da bir merkez kurulmalıdır. Bütün bu Kaynak : www.haberanaliz.net YORUMLAR
arifenisaksoy@hotmail.com
{ 20 Ocak 2010, Çarşamba }
Tek kelime ile mükemmel!!
teşekkürler YORUM YAZIN
|
|
![]() |
||||||||
|
||||||||
|
© 2008 36Hafta.com / Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. |